Suudi petrolünde üretim 36 yılın dibine indi

Suudi petrolünde üretim 36 yılın dibine indi
16px
32px

Suudi Arabistan’ın petrol ihracatında savaşın yarattığı baskı yeni bir aşamaya geçti. Ülkenin üretimi 36 yılın en düşük seviyesine gerilerken, Hürmüz Boğazı’nı aşmak için kullanılan Doğu-Batı Boru Hattı saldırıların ardından devre dışı kaldı. Kızıldeniz’deki Husi ilerleyişi ise alternatif ihracat güzergâhını giderek daha kırılgan hale getiriyor.

Riyad böylece petrolünü dünya pazarlarına ulaştırırken doğuda Hürmüz, batıda ise Kızıldeniz ve Babülmendep kaynaklı iki ayrı güvenlik baskısıyla karşı karşıya bulunuyor.

Üretim 6,238 Milyon Varile Geriledi

Suudi Arabistan’ın OPEC’e bildirdiği verilere göre ham petrol üretimi ağustosta bir önceki aya göre günlük yaklaşık 1,9 milyon varil azalarak 6,238 milyon varile indi.

Bu seviye, ülkenin 1990’dan bu yana bildirdiği en düşük üretim düzeyi olarak kayıtlara geçti. Temmuz ayında günlük yaklaşık 8,1 milyon varil üretim yapan Suudi Arabistan’da yalnızca bir ay içinde ortaya çıkan düşüş, bölgedeki savaşın enerji arzı üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdi.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın hesaplaması ise ağustosta piyasaya ulaşan Suudi petrol arzının günlük yaklaşık 6 milyon varile kadar gerilediğine işaret ediyor. Ham petrol ihracatı da 3 milyon varil düzeyine yaklaşarak son 13 yılın en düşük seviyelerine indi.

Üretimdeki düşüşün büyüklüğü, Suudi Arabistan’ın yalnızca petrol çıkarma kapasitesinin değil, üretilen petrolü güvenli biçimde ihraç edebilme imkanının da giderek belirleyici hale geldiğini gösteriyor.

Hürmüz’ü Aşan Boru Hattı Haftalarca Kapalı Kalabilir

Suudi Arabistan’ın enerji güvenliğindeki ikinci sorun, ülkenin en kritik alternatiflerinden biri olan Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattında yaşanıyor.

Riyad ve Medine bölgelerinden geçen hat 10 Eylül’de düzenlenen saldırıların ardından güvenlik gerekçesiyle durduruldu. Suudi makamları saldırılarda kullanılan insansız hava araçlarının Irak yönünden geldiğini açıkladı.

İlk teknik değerlendirmeler hattın önemli bölümünün üç ila beş hafta boyunca devre dışı kalabileceğine işaret ediyor. Son dönemde günlük yaklaşık 2,6 milyon ile 4 milyon varil arasında petrol taşıyan hat, doğudaki üretim bölgelerini Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu terminaline bağlıyor.

Doğu-Batı hattının önemi, Hürmüz Boğazı’ndaki risk büyüdükçe daha da arttı. Suudi Arabistan, Körfez çıkışının aksadığı dönemlerde petrolünü doğrudan batıya taşıyarak Hürmüz’ü aşabiliyordu. Hattın uzun süre kapalı kalması bu güvenlik supabını ciddi biçimde zayıflatıyor.

Husiler Kızıldeniz’de Kontrol Alanını Genişletti

Batıdaki tablo da Suudi Arabistan açısından giderek zorlaşıyor. Husiler, Babülmendep’e yakın stratejik noktaların ardından Kızıldeniz’deki Büyük Haniş ve Küçük Haniş adalarının kontrolünü ele geçirdi.

Bu gelişme, son günlerde Mokha Limanı ve Perim Adası çevresinde yaşanan ilerleyişin devamı niteliğinde. Husilerin Kızıldeniz’in güneyindeki kontrol alanını genişletmesi, Yanbu’dan çıkarılan Suudi petrolünün özellikle Asya pazarlarına taşındığı deniz yolundaki güvenlik riskini artırıyor.

Suudi Arabistan böylece birbiriyle bağlantılı iki sorunla karşı karşıya kalıyor. Petrol doğudan çıkarıldığında Hürmüz riskiyle, batıya taşındığında ise Kızıldeniz ve Babülmendep baskısıyla karşılaşıyor.

Daha önce alternatif kabul edilen rotaların da hedef haline gelmesi, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından birinin sevkiyat esnekliğini belirgin biçimde azaltıyor.

Petrol Piyasasında Arz Korkusu Yeniden Büyüyor

Gelişmeler petrol fiyatlarında jeopolitik risk primini yüksek tutuyor. Brent petrol salı sabahı 107 dolar civarında işlem görürken, yatırımcılar Suudi üretiminin ve ihracat kapasitesinin ne kadar sürede toparlanabileceğine odaklanıyor.

Doğu-Batı Boru Hattının birkaç hafta kapalı kalması ve Kızıldeniz rotasındaki güvenlik baskısının devam etmesi halinde piyasaya ulaşan Suudi petrolünün daha da azalması riski bulunuyor.

Bu tablo Türkiye açısından da yakından izleniyor. Petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seviyelerde kalması enerji ithalat maliyetini artırırken, akaryakıt fiyatları ve enflasyon üzerinde ek baskı oluşturabilir.

Bundan sonraki kritik başlık, Suudi Arabistan’ın üretimi yeniden artırmasından çok, ürettiği petrolü hangi güzergâhtan güvenli biçimde dünya piyasalarına ulaştırabileceği olacak.