EA Sports FC 27 İncelemesi: Bu Kez Top Gerçekten Bizde Mi?

16px
32px

Futbol oyunlarının yıllardır değişmeyen garip bir geleneği var. Her sezon yeni bir oyun çıkıyor, herkes ilk birkaç gün oynanışın ne kadar değiştiğini tartışıyor, ardından hangi futbolcunun gereğinden fazla hızlı olduğu, hangi şutun kolay gol getirdiği ve savunmanın neden düzgün çalışmadığı üzerine uzun tartışmalar başlıyor. Birkaç güncelleme sonra oyun başka bir ritim kazanıyor. Sonbaharda başlayan macera, yaz aylarında ilk günkü halinden oldukça farklı bir noktaya ulaşabiliyor.

EA SPORTS FC serisi de bu döngünün en tanıdık örneklerinden biri. FIFA isminin geride bırakılmasından sonra kendi kimliğini oluşturmaya çalışan seri, FC 24, FC 25 ve FC 26 boyunca tanıdığımız futbol deneyiminin üzerine çeşitli değişiklikler ekledi. Ancak oyunların birbirinden ne kadar ayrıldığı konusu her zaman tartışmalı kaldı.

FC 27 ise önceki birkaç oyuna kıyasla biraz daha farklı bir yaklaşım benimsemiş. Bir tarafta sahadaki otomatik yardımları azaltıp oyuncunun becerilerini öne çıkaran mekanikler var. Diğer tarafta Kariyer Modu'nu daha ayrıntılı kılan sistemler ve futbolu stadyumların dışına taşımayı amaçlayan The Grounds bulunuyor. 

Üstelik bunların hepsi aynı derecede başarılı değil!

Savunma Yapmak Artık Gerçekten Sizin İşiniz

EA SPORTS FC 27'nin en önemli oynanış değişikliklerinden biri savunma tarafında. Özellikle rekabetçi maçlarda bilgisayar tarafından kontrol edilen takım arkadaşlarınız artık eskisi kadar kolay biçimde sizin yerinize top kazanmıyor.

Önceki oyunlarda savunma oyuncularını doğru bölgelere yerleştirdikten sonra yapay zekanın müdahalelerine belirli ölçüde güvenebiliyordunuz. FC 27'de ise rakibin karşısında doğru futbolcuyu kontrol etmek, pozisyon almak ve müdahaleyi zamanında gerçekleştirmek çok daha önemli.

Yapay zekanın otomatik top kapma davranışı azaltılmış. Oyuncunun doğrudan kontrol ettiği savunmacılar ise daha etkili müdahale mesafelerine ve iyileştirilmiş savunma hareketlerine sahip. Kısacası rakibi durdurmak istiyorsanız yalnızca savunma hattını yerleştirip beklemek her zaman yeterli değil.

Bu yaklaşım özellikle rekabetçi oyuncular açısından mantıklı. Çünkü savunma başarısının önemli bölümünü oyunun kendisine bırakmak yerine doğru karar veren futbolcuyu ödüllendiriyor. Rakibin hangi yöne gideceğini okuyup pas kanalını kapattığınızda veya doğru zamanda müdahale ettiğinizde bunun karşılığını almak güzel.

Ancak sistemin başka bir tarafı da var.

Takım arkadaşlarınızın savunmaya daha az müdahale etmesi, bazen futbol sahasında olması gereken yardımlaşmanın kaybolmasına neden olabiliyor. Özellikle hızlı gelişen pozisyonlarda savunmacılar arasında geçiş yaparken yanlış oyuncunun kontrolünü almak ciddi sıkıntı yaratabiliyor. Siz bir stoperle rakibin önünü kapatmaya çalışırken yanındaki oyuncunun son derece basit bir tehlikeye yeterince tepki vermemesi ise insanı çileden çıkarabilecek türden.

Burada ilginç bir çelişki ortaya çıkmış. FC 27, iyi savunma yapmayı daha fazla beceri gerektiren bir işe dönüştürüyor. Fakat bunu yaparken bazen takım savunmasından çok bireysel oyuncu kontrolünü öne çıkarıyor.

Oysa futbol yalnızca kontrol ettiğiniz tek bir savunmacıdan ibaret değil.

Artık Her Ara Pası Adresini Bulmuyor

Hücum tarafındaki değişiklikler ilk bakışta savunma kadar belirgin değil. Ancak birkaç mekanik bir araya geldiğinde FC 27'nin özellikle paslaşma ve pozisyon hazırlama konusunda farklı bir yaklaşımı olduğu anlaşılıyor.

Öncelikle ara pasları eskisi kadar affedici değil. Oyun, topu sizin yönlendirdiğiniz doğrultudan uzaklaştırıp en uygun boşluğa gönderme konusunda daha az yardım ediyor. Dolayısıyla doğru oyuncuyu görmek kadar pasın yönünü ve zamanlamasını ayarlamak da önem kazanmış.

Bu değişiklik ilk başta alışma süreci gerektirebilir. Daha önce kolaylıkla ulaşan bazı toplar artık savunmacının önünde kalabiliyor veya beklediğiniz koşu yoluna gitmeyebiliyor. Ancak sistemin amacı da zaten her pasın otomatik olarak doğru adresi bulmasını engellemek.

Hücum oyuncularının topsuz hareketlerinde de önemli yenilikler var. Özellikle kavisli koşular, savunma çizgisinin arkasına sarkmak için yeni seçenekler kazandırmış. Bir futbolcuyu doğrudan ileri göndermek yerine rakibin çevresinden dolaştırarak boş alana yönlendirmek mümkün. Pas verdikten sonra koşuya devam eden oyuncuların hareketleri de bu yapıyı destekliyor.

Böylece hücum organizasyonları yalnızca hızlı futbolcuları ileri gönderip ara pası beklemekten biraz daha fazlasını gerektiriyor.

Kanatlardan yapılan ortalar da benzer biçimde elden geçirilmiş. Top artık eskisi kadar güçlü şekilde belirli bir futbolcuyu hedeflemiyor. Doğru bölgeye, doğru güçte orta yapmanız gerekiyor. Ceza sahasına gönderilen toplarda oyuncuların pozisyon alma ve kafa vuruşu zamanlamaları da daha fazla önem taşıyor.

Korner sistemi ise en fazla değişen duran top mekaniği. Artık topu göndermek istediğiniz alanı belirledikten sonra ceza sahasındaki futbolcuların hareketini de kontrol edebiliyorsunuz. Rakibin markajından kurtulmak, boş bölgeye koşmak veya savunmacıyı yanıltmak için daha fazla seçeneğiniz var.

Kağıt üzerinde gayet iyi bir fikir. Fakat kornerlerin hazırlanması biraz daha fazla işlem gerektirdiği için oyunun akışını yavaşlatabiliyor. Özellikle hızlı kullanılan duran topları seven oyuncular açısından yeni sistemin her zaman daha kullanışlı olduğunu düşünmüyoruz.

Yine de genel tablo olumlu. FC 27, hücumda doğru karar vermenin değerini artırmaya çalışmış. Sadece hızlı parmaklara değil, sahadaki boşlukları okuyabilmeye de ihtiyaç var.

Aynı Oyunda İki Farklı Futbol

FC 27'nin ilginç taraflarından biri de oynadığınız moda göre futbolun hissedilir biçimde değişebilmesi.

Authentic Gameplay ve Competitive Gameplay ayrımı önceki oyunda da vardı. FC 27 ise özellikle Authentic Gameplay 2.0 ile bu farkı biraz daha belirginleştiriyor.

Kariyer Modu'nda öne çıkan Authentic ayarlarında futbolcuların hareketleri daha ağır ve fiziksel. Dönüşlerde, hızlanmalarda ve ikili mücadelelerde oyuncuların vücut ağırlığını daha fazla hissediyorsunuz. Yağmur ve kar gibi hava koşullarının zemine etkisi, mücadelelerdeki fiziksel temaslar ve takımların farklı oyun alışkanlıkları da bu yaklaşımın parçaları.

Özellikle gerçek futboldaki pas organizasyonlarını, sabırlı hücumları ve taktik mücadeleleri seven oyuncular için bunun önemli bir avantajı var.

Competitive tarafında ise daha hızlı, daha doğrudan ve oyuncu becerisini ön plana çıkaran futbol anlayışı korunmuş. Buradaki manuel savunma değişiklikleri, yüksek tempolu karşılaşmalarla birleştiğinde oldukça farklı bir deneyim oluşturabiliyor.

Elbette iki sistemin de kendisine göre problemleri var. Authentic ayarlarında bazı karşılaşmalar gereğinden fazla ağır ilerleyebilirken Competitive maçlar zaman zaman sürekli kaleye gidilen, orta sahaların kolayca geçildiği gol düellolarına dönüşebiliyor.

Yapay zekanın kararları da her zaman beklenen seviyede değil. Hücum oyuncularının yeni koşu seçenekleri olumlu olsa da topsuz futbolcuların yanlış alanlara hareket ettiği veya takım arkadaşlarının belirgin fırsatlara yeterince hızlı tepki vermediği durumlar tamamen ortadan kalkmış değil.

Bir de kaleciler var elbette.

Serinin yıllardır tartışılan kaleci davranışları FC 27'de de zaman zaman can sıkıyor. Son derece zor bir şuta başarılı refleks gösteren kalecinin daha basit bir pozisyonda beklenmedik hata yapabilmesi, özellikle rekabetçi karşılaşmalarda hoş olmayan sonuçlar yaratabiliyor.

Yani sahada daha fazla kontrol var. Fakat her golün veya yenilen her pozisyonun yalnızca oyuncunun becerisiyle açıklanabildiği bir futbol henüz yok.