Neslihan Mumcu: Anadolu'nun Doğal Bitki Zenginliği Bilimsel ve Sanatsal Çizimlerle Görücüye Çıktı

|
Neslihan Mumcu: Anadolu'nun Doğal Bitki Zenginliği Bilimsel ve Sanatsal Çizimlerle Görücüye Çıktı
16px
32px

Türkiye’nin eşsiz bitki zenginliğini kayıt altına alan Resimli Türkiye Florası Projesi’nin 17. Cildi, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ve Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Mumcu’nun katılımıyla Ankara’da açıldı.

T.C. Cumhurbaşkanlığı gözetiminde, Flora Araştırmaları Derneği iş birliği ve Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nin bilimsel koordinasyonu ve Neslihan Mumcu’nun desteği ile hazırlanan Resimli Türkiye Florası Projesi’nin 17. Cildi Karanfilgiller’e ayrılan özel bir seçkiyle tanıtıldı. 

Hem bilimsel hem de sanatsal bakış açısıyla Türkiye’nin en kapsamlı flora çalışması olan serginin açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, çalışmanın kültürel ve ekolojik önemine vurgu yaparak “Doğa, yalnızca korunacak bir varlık değildir; anlaşılacak, hissedilecek ve birlikte yaşanacak bir yaşam dilidir.” dedi. 

“Türkiye’nin Biyolojik Mirasını Geleceğe Taşıyan Bellek Projesidir”

Konuşmasında projenin, Türkiye’nin en kapsamlı flora yayını olma özelliğine de değinen Yazgı sözlerine şöyle devam etti; 

“Bir bitkinin biçimi, rengi, kokusu yalnızca estetik bir ayrıntı değildir; ekolojik bir işlevin, biyolojik hafızanın ve yaşamı sürdüren görünmez bir sözleşmenin parçasıdır. İşte Resimli Türkiye Florası Projesi, tam da bu farkındalığın odak noktası olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin bitkilerini yalnızca adlarıyla değil; çizgileriyle, renkleriyle, hafızalarıyla anlatan uzun soluklu bir çalışma olarak imzasını atıyor.

Bu çalışma; yalnızca bir botanik rehberi değil, aynı zamanda Türkiye’nin biyolojik mirasını geleceğe taşıyan bir bellek projesidir. Bilim süreci kaydeder; sanat bu hikâyeye tanıklık eder. Doğa kendi yaşamına devam ederken, çizimde, kelimede ve araştırmada kendine ikinci bir hayat bulur.”

“Bu Projeye Vesile Olmaktan Dolayı Gurur Duyuyorum”

Sergide söz alan Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Mumcu, projenin bilimsel çevre ile estetik yaklaşımı bir araya getirdiğini vurgulayarak, “Bu seçki, bitkilerin yalnızca biçimlerine değil, taşıdıkları hafızaya ve doğayla kurdukları bağa odaklanan bir anlatım sunuyor. Farklı disiplinlerin bir arada yürüttüğü katkılar, serginin hem içerik hem de sunum bakımından bütüncül bir yapı kazanmasını sağlıyor.” dedi. 

Edinburg’da tamamladığı eğitiminin ardından İngiltere’de bitki ressamlığı eğitim alan ve resim alanında uzun süredir çalışmalar yürüten Neslihan Mumcu, kültür ve sanatın gelişimine katkı sağlayan projeleri desteklemeyi sorumluluk olarak gördüğünü belirterek sözlerini şöyle sürdürdü, “Resimli Türkiye Florası Projesinin 17. Cildinin sanatseverlerle buluşmasına vesile olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Ülkemizin zengin bitki mirasını bilimsel ve sanatsal bir dille geleceğe taşıyan bu kıymetli çalışmaya katkı sunabilmek benim için ayrı bir mutluluk. Bu projeyi emekle yürüten tüm bilim insanlarına, sanatçılarımıza ve kurumlarımıza içtenlikle teşekkür ediyorum.” 

Üniversiteler, Bilim İnsanları ve Sanatçılar Katkı Sağladı

30 cilt olarak planlanan bu proje 2009’da Flora Araştırmaları Derneği tarafından başlatıldı. Projenin ilk cildi 2014 yılında ANG Vakfı ve Flora Araştırmaları Derneği tarafından Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Türkiye’nin doğal bitkilerini güncel verilerle kayıt altına almayı hedefleyen Türkiye’nin en kapsamlı flora yayını olan projeye çeşitli üniversitelerden yüzlerce bilim insanı ve sanatçı destek verdi. 

Bitkilerin Bilimsel Tarifinde Resmin Önemi

Botanik dünyasının önemli isimlerinden ve Resimli Türkiye Florası’nın Baş Editörü olan Prof. Dr. Adil Güner, konuşmasında 52 yıllık botanik deneyimini ve Resimli Türkiye Florası’nın önemini dile getirdi. Türkiye’de 10 binin üzerinde doğal bitki türü olduğunu ve yapılan yeni keşiflerle bu sayısının 11 bine yaklaştığını açıkladı.

Bitkilerin bilimsel tarifinde resmin önemine değinen Prof. Güner, bir bitkiyi yüzlerce kelimeyle tarif edilebileceğini ama bir resimle her şeyin anlatılabileceğini ve insanların bilgi dağarcığına ulaşmada resmin en etkili araç olduğunu söyledi.

“Bozkıra Sahip Çıkmalıyız”

Değişen iklim koşullarının bitki yaşamını doğrudan tehdit ettiğini söyleyen Prof. Güner, iklim kriziyle ilgili, “Bitki alıştığı iklimi kaybediyor. Kimi daha yüksek yerlere çıkmaya çalışıyor, kimisinin çıkacak yeri yok. Sıkışıp kalıyor.” dedi.

Doğal ortamda korumanın gittikçe zorlaştığına vurgu yapan Prof. Güner, tohum bankaları ve botanik bahçeleri için “gurbette koruma” yönteminin önemli olduğunu ancak, esas korumanın doğal yaşam alanında mümkün olacağını ifade etti. Güner ayrıca, Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin en büyük kaynağının bozkırlar olduğunu ve en çok tahrip edilen yerlerinde yine bozkırlar olduğunu söyleyerek “Bozkıra sahip çıkmalıyız.” diyerek konuşmasını bitirdi.

Hedef Bitki Bilgisini Toplumla Buluşturmak

Sergide söz alan Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi Müdürü Salih Sercan Kanoğlu, Türkiye’nin dört yanından botanikçinin uzmanlık alanlarına göre farklı bitki cinslerini yazdığını, akademisyenlerin arazi çalışmalarından ressamların çizim süreçlerine kadar tüm giderlerin ANG Vakfı tarafından karşılandığını belirtti. Kanoğlu, üretilen bitki bilgisini toplumla buluşturmanın bahçenin en büyük hedefi olduğunu söyledi.